Yoksulluk Nafakası | Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararıyla Birlikte Son Durum | 2026

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk Nafakasına ilişkin olarak son dönemde yaşanan en önemli gelişme şüphesiz, Anayasa Mahkemesi‘nin yoksulluk nafakasının ”süresiz” olarak ödenmesini öngören hükme ilişkin iptal kararıdır. Bununla birlikte, nafakanın tamamen kaldırıldığı veya bütün nafaka türlerinin sona erdiği yönündeki değerlendirmeler doğru değildir.

Yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir yasal düzenleme ile mevcut hukuki durumun nasıl şekilleneceği önem taşımaktadır. Mevcut sistemde nafaka talebinin koşulları, tarafların ekonomik durumları, boşanmaya ilişkin kusur değerlendirmesi ve nafakanın kaldırılmasını veya değiştirilmesini gerektiren hâller ayrı ayrı ele alınmalıdır. Ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararının, meseleyi yeni bir aşamaya taşıdığı her türlü izahtan varestedir.

Anayasa Mahkemesi’nin Süresiz Nafakaya İlişkin İptal Kararı

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiş; iptal kararının Resmî Gazete‘de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine hükmetmiştir.

” … Çatışan çıkarlar arasında dengenin kurulabilmesi için yoksulluk nafakasına 4721 sayılı Kanun’un 176. maddesi kapsamında irat biçiminde hükmedilecek durumlarda hâkime; bunun süresini, evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu ile ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi gibi birçok unsuru dikkate alarak somut olayın kendi özel şartları içinde belirleme yetkisi tanınması, bu kapsamda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerekir. Bununla birlikte somut olayın özellikleri gereği nafakanın süresiz olarak hükmedilmesini gerektiren hâllere ilişkin kriterlerin de kuralda açık ve net biçimde yer alması makul dengenin sağlanması bakımından kaçınılmazdır.

Bu itibarla kuralla kusuru daha ağır olmamak kaydıyla boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında her koşulda süresiz olarak nafaka isteme imkânı tanınması, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.”

Kararın 30 Eylül 2026 tarihinde yayımlanması nedeniyle iptal hükmünün 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla, bu tarih itibarıyla mevcut düzenlemenin kendiliğinden ortadan kalktığı söylenemez; iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar mevcut hukuki çerçevenin dikkate alınması gerekir. Ayrıca karar, nafaka hakkının bütünüyle kaldırılması anlamına gelmemekte; yoksulluk nafakasının süresinin kanun koyucu tarafından yeniden düzenlenmesi ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.

Yeni Nafaka Modeline İlişkin Çalışmalar

Kamuoyuna yansıyan düzenleme çalışmalarında, nafaka süresinin belirlenmesinde evliliğin ne kadar sürdüğünün yanı sıra tarafların yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları, çalışma kapasitesi ve çocukların durumu gibi ölçütlerin dikkate alınacağı kademeli bir model üzerinde durulmaktadır. Bazı haberlerde kısa süreli evliliklerde daha sınırlı, uzun süreli evliliklerde ise farklı süre ölçütlerinin uygulanabileceği ifade edilmiştir. Bununla birlikte, haberlerde yer alan bu süreler ve kriterler, tek başına yürürlükte bulunan kanun hükümleri olarak değerlendirilemez. Yeni modelin kesin kapsamı ancak TBMM tarafından kabul edilen ve yürürlüğe giren kanun metniyle belirlenebilecektir.

Nafaka Türleri Bakımından Mevcut Hukuki Durum

Yoksulluk nafakası

TMK md.175 kapsamında, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer taraftan daha ağır olmayan eş lehine, diğer eşin mali gücü ölçüsünde talep edilebilir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir.

İştirak nafakası

MK md.182 uyarınca velayet kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasıdır. Yoksulluk nafakasına ilişkin iptal kararı, iştirak nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tedbir nafakası

Boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçimine ilişkin ihtiyaçların karşılanması amacıyla hâkim tarafından hükmedilebilen geçici nafakadır.

Yardım nafakası

TMK md.364 ve devamında düzenlenen, kanunda belirtilen şartlarla yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşlere yönelik nafaka türüdür.

Nafakanın Artırılması, Azaltılması veya Kaldırılması

Nafaka miktarı, hükmedildiği tarihten sonra değişen koşullara göre yeniden değerlendirilebilir. TMK m.176 kapsamında tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâller, nafakanın artırılması ya da azaltılması için önem taşır. Yoksulluk nafakası bakımından alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü gibi kanunda düzenlenen sona erme nedenleri de dikkate alınır; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise kaldırma için mahkeme kararı gerekir. Nafakanın kendiliğinden sona erdiği durumlarla mahkeme kararı gerektiren durumların birbirinden ayrılması önemlidir.

Sonuç olarak, nafakaya ilişkin güncel gelişmelerin merkezinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı ve yoksulluk nafakasının süresine yönelik yeni yasal model arayışı bulunmaktadır. Ancak yeni düzenleme yürürlüğe girmeden, nafakanın belirli bir yıl sonunda her durumda sona ereceğini veya mevcut nafaka kararlarının otomatik olarak değişeceğini söylemek doğru değildir. Somut uyuşmazlıklarda nafakanın türü, mevcut mahkeme kararı, tarafların ekonomik ve sosyal koşulları ile yeni mevzuatın yürürlük durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Scroll to Top