Marka Hakkına Tecavüz Nedir? Şartları, Davası ve Cezası

Marka Hakkında Tecavüz

Marka hakkına tecavüz, tescilli marka sahibinin izni olmadan markanın veya benzerinin ticari amaçla kullanılmasıdır. Marka tescili, sahibine tekel niteliğinde bir yetki verir. Bu yetkinin ihlali hem hukuki hem cezai sonuç doğurur. Hak sahibi bir yandan tazminat davası açabilir, diğer yandan şikayet yoluna gidebilir. İki yol birbirinden bağımsız işler ve aynı anda kullanılabilir. Bu sayfa, tecavüzün tanımından cezasına kadar tüm aşamaları sırayla ele almaktadır.

Bu içerik iki farklı okuyucuya birden hitap etmektedir. Markasının izinsiz kullanıldığını fark eden hak sahibi buraya gelmektedir. Kendisine tecavüz iddiasıyla ihtarname gönderilen taraf da aynı soruları aramaktadır. Bu nedenle metin dengeli tutulmuş ve karşı tarafın savunma imkanları ayrı bir başlıkta ele alınmıştır. Baştan belirtmek gerekir ki her benzer kullanım tecavüz oluşturmaz. Değerlendirme somut olaya, delillere ve çoğu dosyada bilirkişi incelemesine bağlıdır. Aşağıdaki bilgiler genel çerçeveyi çizer, dosyanızın sonucunu belirlemez.

Marka Hakkına Tecavüz Nedir?

Marka hakkına tecavüz, tescilli bir markanın sahibinin izni olmaksızın kullanılmasıdır. Tescil, marka sahibine o işaret üzerinde münhasır bir yetki tanır. Bu yetki, üçüncü kişilerin aynı veya benzer işareti kullanmasını engelleme hakkını içerir. Yetkinin ihlali kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Sonuç yalnızca tazminat değildir, belirli hallerde ceza sorumluluğu da doğar. Konunun genel çerçevesi için marka hukuku alanındaki diğer içeriklerimizi inceleyebilirsiniz.

Tecavüz yalnızca birebir kopyalamayla sınırlı değildir. Uygulamada karşılaşılan dosyaların büyük bölümü benzerlik üzerinden yürür. Ayırt edilemeyecek kadar benzer bir işaretin kullanılması da kapsama girer. Benzerlik değerlendirmesi işaretin bütünü üzerinden yapılır. Tek bir harfin değiştirilmesi sonucu değiştirmeyebilir. Aynı şekilde işaretin yazı tipi veya renginin farklı olması da tek başına belirleyici değildir. Belirleyici olan, tüketicinin iki işareti karıştırıp karıştırmayacağıdır.

Buna karşılık her benzerlik tecavüz anlamına gelmez. Değerlendirme somut olayın koşullarına göre yapılır. Markaların kullanıldığı mal ve hizmetler farklıysa sonuç değişebilir. Markanın ayırt edicilik düzeyi de hesaba katılır. Zayıf ayırt ediciliğe sahip işaretlerde koruma kapsamı daha dardır. Bu nedenle bir kullanımın tecavüz oluşturup oluşturmadığı, dosya incelenmeden söylenemez. Mahkemeler bu tespiti çoğu zaman bilirkişi raporuna dayanarak yapar.

Marka Hakkına Tecavüzün Şartları

Tecavüzden söz edebilmek için bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar kanun metninden ve yerleşik uygulamadan çıkarılır. Şartlardan biri eksikse iddia sonuçsuz kalır. Bu nedenle dava açmadan önce her şart tek tek değerlendirilmelidir. Uygulamada en sık atlanan şart, kullanımın ticari amaç taşıması gereğidir. Aşağıda aranan şartları sıraladık.

  • Markanın Türkiye’de tescilli olması. Koruma ülkeseldir ve yalnızca tescilin alındığı ülkede doğar.
  • Kullanımın ticari amaçla gerçekleşmesi. Kişisel ve ticari olmayan kullanımlar kapsam dışındadır.
  • Kullanımın tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle ilgili olması. Tescil hangi sınıflar için alınmışsa koruma da o sınıflarda doğar.
  • Marka sahibinin izninin bulunmaması. Lisans veya açık rıza varsa tecavüz oluşmaz.
  • Karıştırılma ihtimalinin doğması. Aynı işaretin aynı mallarda kullanıldığı hallerde bu ihtimal ayrıca aranmaz.

Bu şartlar bir arada bulunmalıdır. Birinin eksikliği tecavüz iddiasını sonuçsuz bırakır. Örneğin marka tescilli değilse bu hükümler doğrudan uygulanmaz. Kullanım ticari amaç taşımıyorsa yine sonuç değişir. Tescil kapsamı dışındaki bir sınıfta kullanım da kural olarak tecavüz sayılmaz. Tanınmış markalar bakımından bu kural yumuşar ve koruma genişleyebilir. Her dosyada şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Tecavüz Sayılan Fiiller Nelerdir?

Kanun, tecavüz sayılan fiilleri sınırlı biçimde saymıştır. Bu sayım 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu‘nun 29. maddesinde yer alır. Madde, marka sahibinin yetkilerini düzenleyen 7. maddeye de atıf yapar. Sayılan fiillerin dışında kalan davranışlar bu kapsamda değerlendirilmez. Ancak şartları varsa haksız rekabet hükümleri gündeme gelebilir. Kanun metnine Sınai Mülkiyet Kanunu metni üzerinden ulaşabilirsiniz. Aşağıdaki tablo fiilleri ve dayanaklarını göstermektedir.

FiilAçıklamaKanuni Dayanak
Markanın izinsiz kullanılmasıMarka sahibinin izni olmadan, kanunun 7. maddesinde belirtilen biçimlerde markanın kullanılmasıSMK m. 29/1-a, m. 7
Markanın taklit edilmesiMarkayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edilmesiSMK m. 29/1-b
Taklit ürünlerin ticarete konu edilmesiTaklit markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, ticaret alanına çıkarmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmakSMK m. 29/1-c
Lisans haklarının izinsiz genişletilmesiLisans yoluyla verilmiş hakların izinsiz genişletilmesi veya üçüncü kişilere devredilmesiSMK m. 29/1-ç

Aynı olayda birden fazla fiil bir arada gerçekleşebilir. Taklit ürün üreten kişi çoğu zaman bu ürünü satmakta ve depolamaktadır. Bu durumda her fiil ayrı ayrı değerlendirilir. Fiillerin çokluğu, hem hukuki taleplerin kapsamını hem cezai sorumluluğu etkiler. Taklit ürünü taşıyan kişinin sorumluluğu bakımından bilme unsuru önem taşır. Kanun, ürünün nereden alındığını bildirme yükümlülüğü gibi ayrı sonuçlar da öngörmüştür. Aşağıdaki üç başlıkta öne çıkan fiiller ayrıntılandırılmıştır.

Markanın İzinsiz Kullanılması

En temel tecavüz biçimi, tescilli markanın izinsiz kullanılmasıdır. Kullanım markanın aynısı ile olabilir. Ayırt edilemeyecek kadar benzer bir işaretle de gerçekleşebilir. Kullanımın gerçekleştiği yer çeşitlilik gösterir. Ürünün kendisi, ambalajı, iş yeri tabelası, fatura, katalog, reklam ve alan adı bu kapsamdadır. Sosyal medya hesap adlarında kullanım da aynı değerlendirmeye tabidir.

Ticari amaç unsuru burada belirleyicidir. Kanun, marka sahibine ticaret alanındaki kullanımları engelleme yetkisi tanır. Kişisel amaçlı kullanımlar bu kapsamda değildir. Aynı işaretin farklı bir mal veya hizmet sınıfında kullanılması da kural olarak tecavüz oluşturmaz. Temsili bir örnek vermek gerekirse, mobilya sektöründe tescilli bir işaretin kırtasiye ürünlerinde kullanılması tek başına yeterli olmayabilir. Tanınmış markalarda durum farklılaşır ve koruma tescil sınıflarının ötesine geçebilir. Bu değerlendirme yine somut olaya bağlıdır.

Taklit Ürün Üretimi, Satışı ve Bulundurulması

Taklit ürünle ilgili sorumluluk yalnızca üreticiye ait değildir. Kanun üretimin yanında birçok fiili ayrı ayrı saymıştır. Satmak, dağıtmak ve ticaret alanına çıkarmak bunlardandır. İthal etmek ve ihraç etmek de aynı kapsamdadır. Ticari amaçla elde bulundurmak da tek başına tecavüz oluşturur. Bu fiillerden herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir.

Taklit Ürün Üretimi, Satışı ve Bulundurulması
Taklit Ürün Üretimi, Satışı ve Bulundurulması

Uygulamada en yaygın yanılgı satıcılarda görülür. Ürünü kendisi üretmediğini söyleyen satıcı sorumluluktan kurtulmaz. Ürünün taklit olduğunu belirterek satmak da sonucu değiştirmez. Ticari amaçla elde bulundurma, ürünün satış için hazır tutulması anlamına gelir. Depoda bekleyen ürünler bu nedenle sorumluluk doğurabilir. Ürünün henüz satılmamış olması tecavüz iddiasını tek başına ortadan kaldırmaz. Buna karşılık miktar, ürünün konumu ve ticari faaliyetin niteliği değerlendirmede dikkate alınır.

Lisans Sınırlarının Aşılması

Lisans, markayı kullanma yetkisinin sözleşmeyle verilmesidir. Lisans alan kişi markayı sözleşme sınırları içinde kullanabilir. Bu sınırların aşılması tecavüz oluşturur. Sınır kavramı süreyi, coğrafi alanı ve kapsanan mal ve hizmetleri içerir. Sözleşmede belirlenen kalite standartlarına aykırı kullanım da bu kapsamda değerlendirilebilir. Kanun ayrıca lisans haklarının izinsiz genişletilmesini ve devredilmesini ayrı bir fiil olarak saymıştır.

Lisans süresinin sona ermesinden sonraki kullanım da tecavüzdür. Sözleşme bittiği anda kullanma yetkisi ortadan kalkar. Bu nokta uygulamada sık gündeme gelir. Bayilik ve franchise ilişkilerinin sona ermesinden sonra tabelanın kaldırılmaması tipik örnektir. Eski bayinin internet sitesinde marka kullanmaya devam etmesi de aynı sonucu doğurur. Bu dosyalarda sözleşmenin sona erme tarihi ve sonrasındaki kullanımın belgelenmesi belirleyicidir. Sözleşmeye fesih sonrası kullanımı düzenleyen açık bir hüküm konulması, sonradan çıkacak tartışmayı azaltır.

İltibas ve Karıştırılma İhtimali

İltibas, iki işaretin birbirine karıştırılacak kadar benzemesidir. İktibas ise markanın aynen alınması, yani birebir taklididir. Uyuşmazlıkların çoğu iktibastan değil iltibastan doğar. Bu nedenle karıştırılma ihtimali kavramı bu alanın omurgasını oluşturur. Karıştırılma ihtimali, tüketicinin iki işareti aynı işletmeye ait sanmasıdır. İki işletme arasında idari veya ekonomik bağ bulunduğu izlenimi de bu kapsamdadır. Yargıtay kararlarına Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.

Değerlendirmede birden fazla ölçüt birlikte kullanılır. İşaretlerin görsel benzerliği ilk ölçüttür. İşitsel benzerlik de ayrıca incelenir, çünkü farklı yazılan iki kelime aynı okunabilir. Kavramsal benzerlik, işaretlerin çağrıştırdığı anlamı konu alır. Mal ve hizmetlerin benzerliği de hesaba katılır. Markanın ayırt edicilik düzeyi yüksekse koruma kapsamı genişler. Hedef tüketici kitlesinin dikkat düzeyi de sonucu etkiler.

Bu ölçütler tek tek değil bütünsel olarak değerlendirilir. Tek bir unsurdaki farklılık tecavüzü ortadan kaldırmaz. Ölçüt, ortalama tüketicinin algısıdır. Ortalama tüketici, makul düzeyde bilgili ve dikkatli kabul edilen kişidir. Bu kişi iki işareti yan yana koyup karşılaştırmaz, hafızasında kalan izlenimle hareket eder. Günlük tüketim ürünlerinde dikkat düzeyi düşükken, uzmanlık gerektiren ürünlerde yükselir. Yargıtay, markanın esas unsuruna eklenen ibarelerin karıştırılma ihtimalini her zaman ortadan kaldırmadığını kabul etmektedir.

“Her ne kadar tescilli ticaret unvanını kullanmak markaya tecavüz olarak değerlendirilemez ise de davalının […] ibaresini ticaret unvanından ziyade markasal olarak kullandığı, kullanımların taciri tanıtma işlevini aşarak markasal kullanım haline dönüştüğü.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5133, K. 2024/1267, T. 20.02.2024

Tescilsiz Marka Tecavüze Karşı Korunur mu?

Tescilsiz marka, Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki tecavüz hükümleriyle kural olarak korunmaz. Bu hükümler tescilli markalar için düzenlenmiştir. Tescilsiz işaret sahibi tümüyle korumasız da değildir. Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümlerine dayanabilir. Önceye dayalı gerçek hak sahipliğini ileri sürerek sonraki tescile itiraz edebilir. Tescil süreci hakkında ayrıntılı bilgi için marka tescil süreci içeriğimize ve Türk Patent ve Marka Kurumu kılavuzlarına bakabilirsiniz.

İki yolun sağladığı koruma aynı değildir. Tescilli markada hak, sicil kaydıyla belgelenir ve ispat kolaydır. Tescilsiz işarette ise önceki kullanımın ispatı davacıya düşer. Faturalar, reklam kayıtları ve satış belgeleri bu aşamada gerekir. Kapsam bakımından da fark vardır, çünkü haksız rekabet hükümleri daha dar bir çerçeve sunar. En somut fark cezai boyutta ortaya çıkar. Kanun, cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olmasını şart koşar. Tescilsiz bir işaretin kullanılması bu nedenle suç oluşturmaz.

Tecavüzü Fark Ettiğinizde İzlenecek Yol

İhlali fark ettiğinizde atacağınız ilk adım sonucu belirler. Aceleyle gönderilen bir ihtarname çoğu zaman zarar verir. İhtarnameyi alan taraf kullanımı hızla kaldırabilir. Ürünler depodan çekilebilir, internet sayfası kapatılabilir. Bu durumda elinizde ispat aracı kalmaz. Marka hakkına tecavüz dosyalarında sıralama önemlidir ve delil her zaman önce gelir. Aşağıda izlenmesi gereken adımları sıraladık.

  • Kullanımı kayıt altına alın. Fotoğraf, ekran görüntüsü, fatura ve ürün örneği toplayın.
  • Noter tespiti veya mahkemeden delil tespiti talep edin. Bu, delillerin resmi biçimde kayda geçmesini sağlar.
  • Gerekiyorsa ihtiyati tedbir talep edin. Tedbir, yargılama sürerken ihlalin devamını engeller.
  • İhtarname gönderin. İhtarname müzakere yolunu açar ve çoğu dosya bu aşamada çözülür.
  • Anlaşma sağlanamazsa dava açın. Tespit, durdurma, önleme ve tazminat talepleri birlikte ileri sürülebilir.
  • Şartları varsa şikayette bulunun. Ceza yolu hukuk davasından bağımsız yürür.

Bu sıralama her dosyada aynı biçimde uygulanmaz. Bazı hallerde doğrudan tedbir talebiyle dava açmak daha isabetlidir. Bazı dosyalarda ise ihtarname yeterli olur ve süreç kısa sürede kapanır. Müzakere yoluyla çözüm hem daha hızlı hem daha düşük maliyetlidir. Karşı taraf ihlalden habersiz olabilir ve uyarı üzerine kullanımı sonlandırabilir. Dava, çözümün tek yolu değil son aşamasıdır. Hangi yolun uygun olduğu dosyanın koşullarına göre belirlenir.

Delil Tespiti ve İhtiyati Tedbir

Delil tespiti, bir delilin ileride kaybolma ihtimaline karşı kayda geçirilmesidir. Talep mahkemeye yöneltilir ve dava açılmadan önce de yapılabilir. Mahkeme, gerektiğinde bilirkişi görevlendirerek yerinde inceleme yaptırır. Ürünler, ambalajlar ve tanıtım materyalleri bu şekilde tutanağa bağlanır. Noter aracılığıyla yapılan tespit de uygulamada sık kullanılır. Çevrimiçi kullanımlar için tarihli tespit özellikle değerlidir.

İhtiyati tedbir, yargılama sürerken geçici koruma sağlayan bir karardır. Dava açılmadan önce de talep edilebilir. Bu halde belirli süre içinde dava açılması gerekir, aksi takdirde tedbir kendiliğinden kalkar. Mahkeme, talep sahibinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesini arar. Gecikmesinde sakınca bulunması da aranan koşullar arasındadır. Tedbir kararıyla üretimin durdurulması istenebilir. Ürünlere el konulması ve satışın engellenmesi de bu kapsamdadır.

Tedbirin bir de diğer yüzü vardır. Mahkeme, tedbir kararı verirken kural olarak teminat ister. Teminat, haksız çıkan tedbirin doğuracağı zararı karşılamak içindir. Tedbir haksız bulunursa talep eden taraf tazminatla karşılaşabilir. Bu sorumluluk, karşı tarafın uğradığı zararı kapsar. Bu nedenle tedbir talebi dikkatli değerlendirilmelidir. Haksız tedbir tazminat doğurabilir ve bu risk baştan hesaba katılmalıdır.

Gümrükte El Koyma

Taklit ürünler çoğu zaman ithalat yoluyla ülkeye girer. Bu ürünler gümrük aşamasında durdurulabilir. Bunun için hak sahibinin gümrük idaresine önceden başvuru yapması gerekir. Başvuru, Ticaret Bakanlığının elektronik sistemi üzerinden yapılır. Başvuruda korumanın hangi süre için isteneceği belirtilir. Ayrıntılı bilgi için Ticaret Bakanlığı gümrük işlemleri sayfasına bakabilirsiniz.

Başvurunun geçerlilik süresi bir yılı geçemez. Süre sonunda hak sahibinin talebiyle yenilenebilir. Başvuru, yapıldığı tarihten itibaren otuz iş günü içinde incelenir. Kabul edilmesi halinde şüpheli eşyanın gümrük işlemleri durdurulur. Durdurma kararı hak sahibine bildirilir. Bu bildirimden itibaren on iş günü içinde dava açılmalıdır veya ihtiyati tedbir kararı alınmalıdır. Bozulabilir eşyada bu süre üç iş günüdür ve uzatılmaz. Süre içinde işlem yapılmazsa eşya beyan sahibinin talebi doğrultusunda serbest bırakılır.

Marka Hakkına Tecavüz Davası

Marka hakkına tecavüz davası, hak sahibinin başvuracağı temel hukuki yoldur. Bu dava ceza yargılamasından bağımsız yürür. İkisi aynı anda gündeme gelebilir ve biri diğerinin sonucunu beklemek zorunda değildir. Ceza davasının beraatle sonuçlanması hukuk davasını kendiliğinden etkilemez. Aynı şekilde hukuk davasının reddi de ceza dosyasını bağlamaz. Bu ayrım, marka hakkına tecavüz davası ile ceza dosyasını birlikte yürütenler için önemlidir.

Davayı kural olarak marka sahibi açar. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisans sahibi de dava açabilir. İnhisari olmayan lisans alan ise kural olarak doğrudan dava açamaz. Bu kişi, marka sahibinden dava açmasını isteyebilir. Talebin kabul edilmemesi halinde şartları varsa kendi adına dava yoluna gidebilir. Dava, tecavüz fiilini gerçekleştirene karşı açılır. Üretici, satıcı ve ithalatçı ayrı ayrı davalı gösterilebilir.

Dava Yoluyla Talep Edilebilecek Hususlar

Kanun, hak sahibine geniş bir talep listesi tanımıştır. Bu talepler tek tek veya birlikte ileri sürülebilir. Marka hakkına tecavüz davasında hangi taleplerin dilekçeye konulacağı stratejik bir karardır. Bazı talepler tazminattan bağımsızdır ve kusur aranmaz. Tazminat talepleri ise ayrı koşullara tabidir. Aşağıda başlıca talepler yer almaktadır.

  • Tecavüz fiillerinin durdurulması. Devam eden ihlalin sona erdirilmesini sağlar.
  • Tecavüzün giderilmesi. İhlalin doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılmasını amaçlar.
  • Tecavüzün önlenmesi. Yakın bir ihlal tehlikesine karşı koruma sağlar.
  • Ürünlere ve üretim araçlarına el konulması. İhlalin kaynağını hedef alır.
  • El konulan ürünler üzerinde mülkiyet hakkı tanınması. Tazminattan mahsup edilerek uygulanır.
  • Maddi ve manevi tazminat. Uğranılan zararın giderilmesini sağlar.
  • Kararın ilanı. Piyasada oluşan yanlış izlenimin düzeltilmesine hizmet eder.

Bu taleplerin bir arada ileri sürülmesi mümkündür. Uygulamada dava dilekçeleri genellikle tespit, durdurma ve tazminat taleplerini birlikte içerir. El koyma ve imha talepleri taklit ürün dosyalarında öne çıkar. Kararın ilanı ise markanın piyasadaki algısı zedelendiğinde önem kazanır. Taleplerin kapsamı harç ve yargılama giderlerini de etkiler. Bu nedenle talep listesi dosyanın koşullarına göre belirlenmelidir.

Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?

Maddi tazminat, hak sahibinin uğradığı zararı karşılar. Kanun bu zararı iki başlıkta ele alır. Birincisi fiili kayıptır, yani malvarlığında meydana gelen azalmadır. İkincisi yoksun kalınan kazançtır. Yoksun kalınan kazanç, ihlal olmasaydı elde edilecek gelirdir. Bu ikinci kalemin hesabı uygulamada tartışmanın merkezidir. Kanun burada hak sahibine seçimlik yöntemler tanımıştır.

Hesaplama YöntemiEsas Alınan ÖlçütUygulamada Öne Çıktığı Durum
Muhtemel gelir yöntemiTecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelirHak sahibinin satış kaybını belgelerle ortaya koyabildiği dosyalar
Net kazanç yöntemiTecavüz edenin ihlal nedeniyle elde ettiği net kazançKarşı tarafın ticari defter ve kayıtlarının düzenli tutulduğu dosyalar
Lisans bedeli yöntemiTecavüz eden hakkı lisans sözleşmesiyle kullansaydı ödemesi gereken bedelEmsal lisans sözleşmesi sunulabilen veya diğer yöntemlerin sonuç vermediği dosyalar

Yöntemi seçme hakkı hak sahibine aittir. Hangi yöntemin daha avantajlı olduğu dosyaya göre değişir. Muhtemel gelir yöntemi, satış kaybının somut verilerle gösterilebildiği hallerde güçlüdür. Net kazanç yöntemi karşı tarafın kayıtlarına bağlıdır ve bu kayıtlar çoğu zaman eksiktir. Lisans bedeli yöntemi ise emsal sözleşme bulunduğunda pratik sonuç verir. Seçimin dava dilekçesinde belirtilmesi beklenir. İspat yükü kural olarak davacıdadır ve hesaplama bilirkişi incelemesiyle yapılır.

Zararın miktarının net olarak belirlenememesi ayrı bir tartışma doğurur. Dosyada hesaba esas veri bulunuyorsa mahkeme takdiri hesaba başvuramaz. Yargıtay bu noktada somut verilerin önceliğini vurgulamaktadır. Bu nedenle satış kayıtlarının, ihracat belgelerinin ve gümrük verilerinin dosyaya kazandırılması önemlidir. Karşı tarafın defterlerinin usulüne uygun tutulmaması ise ispat yükünü etkileyebilir. Aşağıdaki karar bu yaklaşımı yansıtmaktadır.

“Davacının yoksun kaldığı kazancının hesaplanmasına esas olabilecek pek çok verinin bulunduğu, bu nedenle sadece zararın gerçek miktarını ispat etmenin mümkün olmadığı hâllerde başvurulabilecek olan şartların oluşmadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2462, K. 2024/2121, T. 14.03.2024

Manevi Tazminat ve İtibar Tazminatı

Manevi tazminat, kişilik haklarının zedelenmesi halinde gündeme gelir. Marka uyuşmazlıklarında bu talep sıkça ileri sürülür. Mahkeme, ihlalin ağırlığını ve tarafların durumunu değerlendirir. Takdir edilen tutar kural olarak sınırlı kalır. Manevi tazminat, zenginleşme aracı olarak görülmez. Talebin marka hakkına tecavüz davası dilekçesinde ayrıca gösterilmesi gerekir.

İtibar tazminatı ise ayrı bir kalemdir ve manevi tazminatla karıştırılmamalıdır. Bu talep, markanın itibarının zarar görmesi halinde doğar. Kanun bunu özel olarak düzenlemiştir. Tipik hal, taklit ürünün kötü veya uygunsuz biçimde üretilmesidir. Kalitesiz taklit ürünü satın alan tüketici, olumsuz deneyimi asıl markaya bağlar. Bu da markanın piyasadaki algısını doğrudan zedeler. İspat bakımından tüketici şikayetleri, ürün analiz raporları ve iade kayıtları kullanılabilir.

Marka Hakkına Tecavüz Suçu ve Cezası

Marka hakkına tecavüz belirli hallerde suç oluşturur. Ancak her tecavüz fiili suç değildir. Marka hakkına tecavüz cezası ancak kanunda sınırlı biçimde sayılan fiiller için gündeme gelir. Markanın alan adı veya ticaret unvanı olarak kullanılması hukuki sorumluluk doğurabilir, ancak bu sayım dışında kalır. Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır. Tanınmış olmak tek başına yeterli değildir. Ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza hukuku alanındaki içeriklerimizi inceleyebilirsiniz.

FiilHapis CezasıAdli Para Cezası
İktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretmek, hizmet sunmak, satışa arz etmek, satmak, ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamakBir yıldan üç yıla kadarYirmi bin güne kadar
Marka koruması olduğunu belirten işareti mal veya ambalaj üzerinden yetkisiz olarak kaldırmakBir yıldan üç yıla kadarBeş bin güne kadar
Yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunmakİki yıldan dört yıla kadarBeş bin güne kadar

Adli para cezası gün üzerinden belirlenir. Mahkeme önce gün sayısını takdir eder. Ardından bir günün karşılığı olan tutarı belirler. Bu tutar sanığın ekonomik durumuna göre hakim tarafından takdir edilir. Bu nedenle bu sayfada lira tutarı verilmemiştir. Hapis cezaları da alt ve üst sınır arasında somut olaya göre belirlenir. Tüzel kişiler bakımından ise bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir.

Marka hakkına tecavüz cezası ile hukuki sorumluluk birbirinden bağımsızdır. Ceza davası açılması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Beraat kararı da hukuk davasını kendiliğinden sonuçsuz bırakmaz. İki yargılamanın ispat ölçütleri farklıdır. Ceza yargılamasında şüpheden sanık yararlanır. Hukuk yargılamasında ise ispat ölçütü farklı işler. Bu nedenle iki yol birlikte değerlendirilmelidir.

Şikayet Şartı ve Süresi

Bu suçlarda soruşturma ve kovuşturma şikayete bağlıdır. Şikayet hakkı, marka hakkı sahibine aittir. Sözleşmede yetki verilmişse lisans alan da bu hakkı kullanabilir. Şikayet, savcılığa yapılan başvuruyla gerçekleşir. Başvuruda tescil belgesi ile marka hakkına tecavüz cezası için deliller sunulur. Şikayetten vazgeçme, kamu davası açıldıktan sonra davanın düşmesi sonucunu doğurur.

Şikayet süresi bakımından genel kural uygulanır. Şikayet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür ve uzatılamaz. Sürenin kaçırılması halinde ceza soruşturması yapılamaz. Bu sonuç, hukuk davası açma hakkını etkilemez. Tazminat talepleri kendi zamanaşımı süresine tabidir. Bu ayrım kullanıcılar için kritiktir, çünkü şikayet süresini kaçıran hak sahibi hukuk yolunu kullanmaya devam edebilir.

Etkin Pişmanlık

Kanun, satış zincirindeki kişiler için özel bir imkan tanımıştır. Taklit malı satışa arz eden veya satan kişi bu kapsamdadır. Bu kişi, malı nereden temin ettiğini bildirebilir. Bildirim sonucunda üretenlerin ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca üretilmiş mallara el konulmasının sağlanması aranır. Bu şartlar birlikte gerçekleşirse kişi hakkında marka hakkına tecavüz cezası verilmez.

Düzenlemenin amacı üretim kaynağına ulaşmaktır. Bu nedenle imkan üreticiye tanınmamıştır. Satış ve satışa arz dışındaki fiiller de kapsam dışındadır. İthal eden veya depolayan kişi bu hükümden yararlanamaz. Önemli bir nokta daha vardır: etkin pişmanlık yalnızca cezai sorumluluğu etkiler. Hak sahibinin tazminat talebi ve diğer hukuki talepleri varlığını sürdürür. Bu ayrım atlandığında kullanıcı yanlış bir güvene kapılabilir.

Hakkında Tecavüz İddiası Bulunan Taraf Ne Yapabilir?

Bu sayfaya yalnızca hak sahipleri gelmez. Kendisine ihtarname ulaşan kişi de aynı soruları sorar. İhtarname almak, tecavüzün sabit olduğu anlamına gelmez. İddia ile hukuki sonuç arasında yargılama aşaması bulunur. İlk yapılması gereken, iddianın dayanağını incelemektir. Karşı tarafın tescil belgesi, tescil sınıfları ve tescil tarihi bu incelemenin konusudur.

Kanun, iddiaya karşı ileri sürülebilecek çeşitli savunmalar tanımaktadır. Markanın tescilli olmaması bunların başında gelir. Kullanımın ticari amaç taşımaması da savunma oluşturur. Kullanımın tescil kapsamı dışındaki bir mal veya hizmet sınıfında gerçekleşmesi ayrı bir noktadır. Karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı da ileri sürülebilir. Önceye dayalı gerçek hak sahipliği, kendi kullanımınızın daha eski olduğunu göstermeye dayanır. Markanın hükümsüzlüğü iddiası da gündeme gelebilir.

Hakkında Tecavüz İddiası Bulunan Taraf Ne Yapabilir?
Hakkında Tecavüz İddiası Bulunan Taraf Ne Yapabilir?

Hükümsüzlük iddiası genellikle karşı dava yoluyla ileri sürülür. Bu yolla, dayanak markanın baştan itibaren geçersiz olduğu tartışılır. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı da savunma olarak öne sürülebilir. Bu savunmaların hangisinin uygun olduğu dosyaya göre değişir. Hiçbiri sonuç garantisi vermez ve her biri ayrı ispat gerektirir. Burada sayılanlar hukuken mevcut imkanlardır, taktik önerisi değildir. İhtarnameye yanıt verilirken hakların saklı tutulması ve süreye dikkat edilmesi yerinde olur.

Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Hak sahibi olmak tek başına yeterli değildir. Hakkın makul sürede kullanılması da beklenir. Marka sahibi ihlali bildiği veya bilmesi gerektiği halde uzun süre hareketsiz kalabilir. Bu hareketsizlik karşı tarafta güven oluşturur. Karşı taraf bu güvene dayanarak yatırım yapar ve markasını tanıtır. Hukuk bu durumda hak sahibini her zaman korumaz.

Kanun bu konuda somut bir süre öngörmüştür. Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl boyunca sessiz kalmışsa hükümsüzlük talebinde bulunamaz. Bu kural, sonraki markanın kötü niyetle tescil edilmesi halinde uygulanmaz. Kötü niyetin ispatı iddia edene düşer. Önceki markanın bilinmesi tek başına kötü niyet sayılmaz. Sessiz kalmanın tespitinde hak sahibinin bilgi düzeyi, kullanımın yaygınlığı ve piyasadaki görünürlüğü dikkate alınır. Bu nedenle harekete geçmeyi ertelemek ciddi risk taşır.

“Dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında gerçek hak sahipliğine dayalı olarak markanın hükümsüzlüğü davası açılabilmesi için 5 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü.”

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/256, K. 2024/3918, T. 15.05.2024

Zamanaşımı Süreleri

Süreler hukuk ve ceza yolunda farklı işler. Hukuk tarafında özel bir süre öngörülmemiştir. Kanun bu konuda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na atıf yapar. Buna göre tazminat talepleri haksız fiil zamanaşımına tabidir. Marka hakkına tecavüz davasında süre, zararı öğrenme tarihinden itibaren iki yıl işler. Her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımı dolar.

Fiilin aynı zamanda suç oluşturması durumu değiştirir. Bu halde daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanabilir. Bu kural, iki yıllık sürenin dolduğu dosyalarda hak sahibine imkan tanıyabilir. Süregelen ihlallerde ise değerlendirme farklıdır. Tecavüz devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeye başlamaz. Her yeni ihlal fiili için süre yeniden değerlendirilir. Bu nedenle devam eden kullanımlarda zaman geçmiş olsa bile dava yolu kapanmamış olabilir.

İnternet ve E-Ticarette Marka Tecavüzü

Marka hakkına tecavüz olaylarının ağırlık merkezi çevrimiçi ortama kaymıştır. Satış platformlarındaki ilanlar bunun başında gelir. Sosyal medya hesaplarında yapılan satışlar da aynı kapsamdadır. Alan adlarında marka kullanımı ayrı bir tartışma doğurur. Bir alan adının markayla aynı veya benzer olması tecavüz oluşturabilir. Bu değerlendirmede alan adının nasıl kullanıldığı belirleyicidir.

Platformlara yapılan bildirim mekanizması pratik bir çözüm sunar. Çoğu platform, hak sahiplerine ilan kaldırma başvurusu imkanı tanır. Bu yol hızlıdır ve ihlalin yayılmasını sınırlar. Ancak bu mekanizma hukuki yolların alternatifi değildir, tamamlayıcısıdır. Bildirim üzerine kaldırılan ilan kısa süre sonra yeniden açılabilir. Tazminat ve ceza sorumluluğu da bu yolla gündeme gelmez. Platform işleticisinin sorumluluğu ise düzenlemenin bildirime bağlı yapısı içinde değerlendirilir.

Çevrimiçi dosyalarda delil sorunu daha da belirgindir. Bir ilan dakikalar içinde silinebilir. Bu nedenle ekran görüntüsü alınması ilk adımdır. Görüntünün tarih ve adres bilgisini içermesi gerekir. Daha güçlü bir yol, noter aracılığıyla tespit yaptırmaktır. Sipariş verilerek ürünün satın alınması ve faturanın saklanması da delil değeri taşır. Anahtar kelime reklamlarında marka kullanımı ise tartışmalı bir alandır ve değerlendirme somut olaya göre yapılır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Marka hakkına tecavüz davasında görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Cezai boyutta ise fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi görevlidir. Bu mahkemeler ihtisas mahkemesidir ve her ilde kurulmamıştır. Bulunmayan yerlerde belirlenen asliye hukuk veya asliye ceza mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Dava açmadan önce hangi mahkemenin bu sıfatla görevlendirildiği kontrol edilmelidir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve taraflarca değiştirilemez.

Yetki bakımından hak sahibine seçim imkanı tanınmıştır. Hak sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkilidir. Fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi bir diğer seçenektir. Üçüncü kişiler tarafından hak sahibi aleyhine açılacak davalarda ise davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Kurum kararlarına karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme ise Ankara’daki fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.

Sık Yapılan Hatalar

Bu alandaki hataların çoğu iyi niyetle yapılır. Kullanıcı hızlı sonuç almak ister ve sıralamayı atlar. Sonuç genellikle aylar sonra ortaya çıkar. O aşamada düzeltme imkanı kalmamış olabilir. Aşağıdaki liste uygulamada en sık karşılaştığımız hataları toplamaktadır. Bunlar suçlama değil uyarı niteliğindedir.

  • Delil toplamadan ihtarname göndermek. Karşı taraf kullanımı kaldırınca elinizde ispat aracı kalmaz.
  • İhtiyati tedbir talep etmemek. Yargılama sürerken ihlal devam eder ve zarar büyür.
  • Şikayet süresini kaçırmak. Altı aylık süre dolduğunda ceza yolu kapanır.
  • Uzun süre sessiz kalmak. Beklemek hak kaybına yol açabilir.
  • Markanın tescilsiz olduğunu fark etmemek. Tescil yoksa uygulanacak hükümler değişir.
  • Yalnızca ceza yoluna başvurup tazminat talebini unutmak. Ceza davası zararınızı karşılamaz.

Bu hataların çoğunun geri dönüşü yoktur. Kaçırılan şikayet süresi telafi edilemez ve marka hakkına tecavüz cezası yolu kapanır. Silinen bir ilanın tarihli kaydı sonradan üretilemez. Sessiz kalınarak geçirilen yıllar geri alınamaz. Buna karşılık hepsi, ilk adım atılmadan önce yapılacak kısa bir değerlendirmeyle önlenebilir. Doğru sıralama çoğu dosyada sonucu belirler. Bu nedenle harekete geçmeden önce durum tespiti yapılması yerinde olur.

Bursa’da Sunduğumuz Destek

Can Çiftçi Hukuk Bürosu olarak bu dosyalarda hukuki destek veriyoruz. Delil tespiti başvuruları ve ihtarname hazırlığı bu kapsamdadır. İhtiyati tedbir talepleri ve marka hakkına tecavüz davası da takip edilmektedir. Cezai boyutta şikayet süreçleri yürütülmektedir. Hizmet yalnızca hak sahiplerine yönelik değildir. Kendisine tecavüz iddiası yöneltilen taraf için de savunma hazırlanmaktadır. Nilüfer’deki ofisimizden Bursa ve çevresinde çalışıyoruz.

Her dosyanın kendi koşulları vardır ve sonuç peşinen bilinemez. Tecavüz tespiti somut delillere ve çoğu dosyada bilirkişi değerlendirmesine dayanır. Bu nedenle sayfadaki bilgiler genel çerçeveyi çizer. Sizin dosyanız bakımından yapılacak incelemenin yerini tutmaz. İlk görüşmede hangi sürelerin işlediği ve hangi yolun açık olduğu netleşir. Alanın genel çerçevesi için marka ve patent avukatı içeriğimizi inceleyebilirsiniz. Diğer çalışma alanlarımız için Bursa avukat sayfamıza bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Markam taklit ediliyor, ilk olarak ne yapmalıyım?

Markanız taklit ediliyorsa ilk yapmanız gereken delilleri kayıt altına almaktır. Karşı tarafın kullanımını gösteren fotoğraf, ekran görüntüsü, fatura ve ürün örneğini tarihli biçimde toplayın. Ardından noter tespiti veya mahkemeden delil tespiti talep edebilirsiniz. İhtarname göndermeden önce bu adımı tamamlamak önemlidir, çünkü ihtarname sonrası kullanım kaldırılabilir. Delil güvence altına alındıktan sonra ihtarname, ihtiyati tedbir ve dava yolları değerlendirilir.

Marka hakkına tecavüzün cezası nedir?

Marka hakkına tecavüz cezası, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenmiştir. İktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan veya ticari amaçla bulunduran kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Yetkisiz olarak marka üzerinde devir, lisans veya rehin yoluyla tasarrufta bulunan kişi için ceza iki yıldan dört yıla kadardır. Adli para cezası gün üzerinden belirlenir ve bir günün karşılığı hakim tarafından takdir edilir. Cezaya hükmedilebilmesi için markanın Türkiye’de tescilli olması şarttır.

Tescilsiz markam için dava açabilir miyim?

Tescilsiz markanız için Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki tecavüz hükümlerine dayanarak dava açamazsınız, çünkü bu hükümler tescilli markalar için düzenlenmiştir. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümlerine dayanabilirsiniz. Önceye dayalı gerçek hak sahipliğinizi ileri sürerek sonraki tescile itiraz edebilir veya hükümsüzlük talebinde bulunabilirsiniz. Bu yollarda önceki kullanımınızı belgelerle ispatlamanız gerekir. Cezai yol ise kapalıdır, çünkü suçun oluşabilmesi için tescil şarttır.

Taklit ürün sattım ama üretmedim, sorumlu olur muyum?

Evet, taklit ürünü üretmemiş olsanız da sorumlu olabilirsiniz, çünkü kanun satmayı, dağıtmayı, ithal etmeyi ve ticari amaçla elde bulundurmayı ayrı ayrı tecavüz saymıştır. Ürünün taklit olduğunu belirterek satmak da sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Cezai sorumluluk bakımından ürünün taklit olduğunu bilme unsuru aranır. Satışa arz eden veya satan kişi, malı nereden temin ettiğini bildirerek üreticinin ortaya çıkmasını sağlarsa etkin pişmanlık hükmünden yararlanabilir. Bu durum tazminat sorumluluğunu ise ortadan kaldırmaz.

Ne kadar tazminat talep edebilirim?

Talep edebileceğiniz tazminat, somut tutar olarak önceden söylenemez; hesaplama Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 151. maddesindeki yöntemlere göre yapılır. Maddi tazminat fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. Yoksun kalınan kazanç, sizin seçiminize bağlı olarak üç yöntemden biriyle hesaplanır: tecavüz edenin rekabeti olmasaydı elde edeceğiniz muhtemel gelir, tecavüz edenin net kazancı veya ödemesi gerekecek lisans bedeli. Ayrıca manevi tazminat ve koşulları varsa itibar tazminatı istenebilir. Hesaplama bilirkişi incelemesiyle yapılır.

Şikayet için ne kadar sürem var?

Marka hakkına tecavüz suçunda şikayet süresi, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücüdür ve uzatılamaz. Süre dolduktan sonra yapılan şikayet üzerine ceza soruşturması yürütülemez. Ancak bu durum hukuk davası açma hakkınızı etkilemez, çünkü tazminat talepleri kendi zamanaşımı süresine tabidir. Tazminat bakımından süre, zararı ve sorumluyu öğrendiğiniz tarihten itibaren iki yıldır.

Benzer isim kullanmak her zaman tecavüz müdür?

Hayır, benzer isim kullanmak her zaman marka hakkına tecavüz oluşturmaz; değerlendirme somut olaya göre yapılır. Belirleyici ölçüt karıştırılma ihtimalidir. Bu ihtimal işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal benzerliği, mal ve hizmetlerin benzerliği, markanın ayırt edicilik düzeyi ve tüketicinin dikkat düzeyi birlikte değerlendirilerek belirlenir. Farklı mal ve hizmet sınıfındaki kullanım kural olarak tecavüz sayılmaz, ancak tanınmış markalarda durum değişebilir. Tespit çoğu dosyada bilirkişi incelemesiyle yapılır.

Bana ihtarname geldi, ne yapmalıyım?

Size ihtarname geldiyse ilk yapmanız gereken iddianın dayanağını incelemektir; ihtarname almak tecavüzün sabit olduğu anlamına gelmez. Karşı tarafın tescil belgesini, tescil sınıflarını ve tescil tarihini kontrol edin. Kendi kullanımınızın tarihini ve kapsamını gösteren belgeleri bir araya getirin. Markanın tescilli olmaması, farklı sınıfta kullanım, karıştırılma ihtimalinin bulunmaması ve önceye dayalı hak sahipliği ileri sürülebilecek savunmalar arasındadır. İhtarnameye yanıt verirken verilen süreye dikkat edilmesi ve hakların saklı tutulması yerinde olur.

İnternette satılan taklit ürünler için ne yapabilirim?

Yıllardır süren bir kullanıma karşı dava açmanız mümkün olabilir, ancak sonuç sessiz kalma yoluyla hak kaybı değerlendirmesine bağlıdır. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesi uyarınca marka sahibi, sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl sessiz kalmışsa hükümsüzlük talebinde bulunamaz. Bu kural, sonraki markanın kötü niyetle tescil edilmiş olması hâlinde uygulanmaz. Tazminat talepleri bakımından ayrıca iki yıllık zamanaşımı işler. Değerlendirme somut olaya ve delillere bağlıdır.

Marka hakkına tecavüz, tescilli bir markanın sahibinin izni olmadan ticari amaçla kullanılmasıdır ve şartların bir arada gerçekleşmesi aranır. Markanın Türkiye’de tescilli olması, kullanımın ticari amaç taşıması, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerle ilgili olması ve karıştırılma ihtimalinin doğması bu şartların başında gelir. Bir ihlali fark ettiğinizde atılacak ilk adım dava açmak değil, delilleri kayıt altına almaktır; çünkü karşı taraf uyarıldıktan sonra kullanımı kolayca kaldırabilir. Hukuki yol ile cezai yol birbirinden bağımsız işler ve aynı anda kullanılabilir. Hukuk tarafında tespit, durdurma, önleme, el koyma ve tazminat talepleri birlikte ileri sürülebilir. Tazminat hesabı ise kanunun tanıdığı seçimlik yöntemlere dayanır ve seçim hak sahibine aittir. Süre sınırları bu alanın en belirleyici unsurudur; şikayet altı ay, tazminat talepleri kural olarak iki yıl içinde ileri sürülmelidir. Uzun süre hareketsiz kalmak ise sessiz kalma yoluyla hak kaybı sonucunu doğurabilir. Bu nedenle atılacak adımların sırası ve zamanlaması, adımın kendisi kadar önemlidir.

Scroll to Top